Ana içeriğe atla

Behçet Yalın Özkara - Kalk Çalış Başarısız Ol Kitabı İncelemem


Behçet Yalın Özkara’yı son dönemde özellikle bilim merkezi kurulması amacıyla yürüttüğü bağış kampanyaları, izlenme gelirlerini bu projeye aktarması ve toplumsal fayda odaklı çalışmaları sayesinde eğlenceli youtube içerikleri ile sevdiğim bir isim. Bunun yanında anlatım tarzını son derece eğlenceli, samimi ve sempatik bulduğumu da söylemeden geçemeyeceğim. Bana kalırsa kendisi, Türkiye’nin en sempatik ve en keyifli anlatıma sahip profesörlerinden biri. Sabaha kadar dinlerim dersiniz ya, hah işte onlardan birisi. 

Ben de birçok kişi gibi onu, torpil, liyakat ve dayıcılık kavramlarını ülkemizin gerçekleri üzerinden çarpıcı biçimde özetleyen meşhur “Babişko Asuman” hikâyesiyle tanıdım. Bu nedenle Kalk, Çalış, Başarısız Ol kitabına geçmeden önce şunu belirtmek gerekir ki; Özkara’nın akademik duruşu, geçmişte yaşadıkları, mesleki tecrübeleri ve olaylara çok yönlü bakabilme becerisi bilinmeden bu kitabı ne tam anlamıyla yorumlamak, ne değerlendirmek ne de hakkıyla incelemek mümkündür.


Özkara bu eserinde, klasik kişisel gelişim kitaplarında olan başarı reçeteleri sunmaktan ziyade başarı kavramının gerçekte ne ifade ettiğini sorgulamaya daha fazla çalışıyor. Gerek kitabın ismi gerekse kapağı, ilk bakışta sıradan bir kişisel gelişim kitabı okuyacağınız hissini uyandırıyor. Ancak sayfalar ilerledikçe bunun çok daha farklı bir metin olduğu çok net anlaşılıyor. Yazar, günümüz toplumunun gerçeklerine ışık tutarak başarı mitini sorguluyor ve çoğu zaman okuru rahatsız etmeyi göze alacak kadar cesur bir gerçekçilikle bizleri düşünmeye davet ediyor.

Çok çalışmanın, sürekli mücadele etmenin, iyi okullarda eğitim görmenin ya da sınavlarda ve mülakatlarda en başarılı kişi olmanın her zaman istenilen sonuca ulaşmaya yetmeyebileceğini; toplumun yapısal gerçeklerinden bağımsız düşünülemeyeceğini güçlü örneklerle ortaya koyuyor. Klasik kişisel gelişim kitaplarında sıkça rastlanan “Çalış, vazgeçme, mutlaka başarırsın.” söylemlerinin aksine, bulunduğumuz sistemin gerçeklerini göz ardı etmeyen realist bir bakış açısı benimsiyor.


Psikolojik açıdan bakıldığında eser; başarısızlık korkusunun insan davranışlarını nasıl şekillendirdiğini, toplumun başarı takıntısının birey üzerinde nasıl bir baskı oluşturduğunu ve mutluluk, adalet, ahlak gibi kavramların sanıldığı kadar basit olmadığını düşündürüyor. Özellikle başarı ile şans, çevre, genetik ve sistem arasındaki ilişkiye yaptığı göndermeler, okuru ezberlerinden uzaklaştırarak farklı bir perspektifle düşünmeye yöneltiyor.

Kitapta en dikkatimi çeken noktalardan biri ise son dönemde benim de çevremde sıkça dile getirdiğim fırsat eşitsizliği meselesine yaptığı vurgu oldu. Hepiniz hatırlarsınız; yıllar önce “Köyde yaşayan çoban üniversite sınavında birinci oldu.” ya da “Hem çalıştı, hem de LGS birincisi oldu.” şeklindeki haberlere daha sık rastlardık. Bugün ise derece yapan öğrencilerin büyük bölümünün özel okullardan ve ekonomik açıdan güçlü ailelerden geldiğini görüyoruz. Özkara, bu değişimin yalnızca çalışma azmiyle açıklanamayacağını; beslenmeden eğitime erişime, genetik yatkınlıktan aile desteğine kadar birçok değişkenin başarı üzerinde belirleyici olduğunu hem bilimsel araştırmalar hem de kendi deneyimleri ışığında gerçekçi bir şekilde değerlendiriyor.


Yazarın anlatımı yalın, akıcı ve yer yer sohbet havasında ilerliyor. Mizahi dokunuşları metni canlı tutarken, bilimsel araştırmaları gündelik hayattan örneklerle harmanlaması akademik bilgiyi ağırlaştırmadan okura aktarabilmesini sağlıyor.

Kitabın en güçlü yönlerinden biri, başarıya ulaşamayan insanların her zaman yeterince çalışmadıkları için geride kalmadıklarını; bazen sistemin, fırsat eşitsizliğinin, çevresel koşulların ve şans faktörünün de belirleyici olduğunu cesurca dile getirmesi. Bu yönüyle eser, “Herkes isterse başarır.” klişesine güçlü bir itiraz niteliği taşıyor.


Bununla birlikte kitap kusursuz değil. Bazı bölümlerde yazarın kişisel görüşleri oldukça baskın hissediliyor ve zaman zaman yaptığı genellemeler fazla keskinleşebiliyor. Gerçekleri anlatma iddiasıyla hareket ettiği için okurun umutlarını bilinçli biçimde sarsmayı tercih ediyor. Bu durum, daha motive edici klasik bir kişisel gelişim kitabı bekleyen okurlar açısından sert bir deneyime dönüşebilir. Ayrıca kimi bölümlerde görülen tekrarlar ve zaman zaman polemik diline yaklaşan üslup, kitabın temposunu yer yer düşürüyor.

Yine de Kalk, Çalış, Başarısız Ol, kişisel gelişim rafında duran; fakat o rafın ezberlerini bozan kitaplardan biri. Başarıyı kutsamak yerine onu sorguluyor; başarısızlığı ise utanılması gereken bir sonuç olmaktan çıkarıp öğrenme sürecinin doğal bir parçası hâline getiriyor. 

Kitaba puanım 8.

Yorumlar