Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Beyhan Budak - Hayat Acemileri İçin Yaşam Rehberi İncelemem

​ Beyhan Budak, kesinlikle ülkemiz çağdaş psikoloji alanının en çok duyduğu isimlerden birisi. Onu sadece sosyal medyada popüler videolar üreten bir isim olarak değerlendirmek yanlış olur. O herkesin bu kategoriyi anlaması aşamasında çok özel bir dil kullanıyor. Çünkü Budak’ın kurduğu dil, akademik psikolojinin klinik tonuyla gündelik hayatın kırılgan gerçekliği arasında bir köprü kuruyor. Özellikle günümüz insanının “iyi görünürken içten içe tükenme” hâlini anlatmadaki başarısı, onu klasik kişisel gelişim yazarlarından ayırıyor. O nedenle ben kişisel gelişim-psikoloji yazarı olarak kendimce onu tanımlıyorum.  Şimdi incelemesini yaptığım Hayat Acemileri İçin Yaşam Rehberi kitabı da tam olarak bu bahsettiğim dili kullanarak, psikolojik dayanıklılık, sınır koyma, bastırılmış duygular, geçmişe saplanıp kalma, duygusal hassasiyet ve insanın kendisiyle kurduğu problemli ilişki üzerine düşünürken; bunu akademik bir dil ile değil, gündelik hayatın içinden örneklerle yapıyor. Bu da ilk baş...

Sinem Sal - Mihrap kitabı incelemem

​ Sinem Sal ile tanışma kitabım olan Mihrap, genel çerçeveden bakacak olursak çocuk gözünden bir yas hikayesi. 12 Eylül öncesi sonrası dönemlerle alakalı bu ara çok sık kitap okuyorum ve üst üste geldi ve gariptir ki hep de çocuk gözünden olmaya başladı. Roman aslında büyük siyasi olayların yansımalarının sadece sokaklarda değil de, evlerde de anlattıldığını bir çocuğun gözünden bakarak bize çok daha aslında içine gireceğimiz bir ortam yaratarak samimiyeti ile yüreklerimize dokunarak anlatıyor.  Mihrap, Sinem Sal’ın Bizim Zamanımız romanında yetişkin hâliyle tanıttığı Mihrap’ın çocukluğuna iner. Yaptığım araştırmaya göre iki kitabı sıralı okumaya gerek yokmuş, sadece bir kök hikayesi olarak görmekte anladığım kadarıyla fayda var. Mihrap karakterini yetişkin olarak da görmek isteyenler o kitabı da okuyabilir.  Şimdi gelelim kitabımıza; kitabın adı da olan Mihrap, 12 Eylül döneminde İstanbul Hasköy’de yaşayan, çocuk aklıyla dünyayı anlamlandırmaya çalışan, neşesiyle acısını bast...

Seray Şahiner - Vatan Millet Samatya İncelemem

​ Seray Şahiner'in incelememi yazdığım bu tarih itibari ile son kitabı olan Vatan Millet Samatya kitabını genel şablonda değerlendirdiğimizde 3 kuşak bir kadın hikayesi gibi görünse de, toplumun dönüşümüne, ataerkil toplum yapısının getirilerine, yoksulluğun bir eve yansımasına, bazı insanların erken olgunlaşmaya itilişinden aslında bahseden ironik tarafı da yoğun sert bir toplumcu gerçekçi roman. Tanıtım metninde kitaptan 3 kuşak sevgiyle değil de zaaflarla kuruluyor demesi de boşuna değil, bunu kitap bittikten sonra çok daha net bir şekilde görebiliyoruz.  Kitabın bana göre en güçlü yönü anlatıcısı. Anlatıcı kitabımızda uzun bir aşamada çocuk oluyor. Seray Şahiner aslında burada büyük bir risk alıyor, çünkü çocuk masumluğunu, şeffaflığı, saflığını, keskin ve komik tarafını anlatabilmek çok kolay bir iş değildir, ama üstesinden ben geldiğini düşünüyorum, önce Melek'in çocukluk dönemi sonra da kızı olan İnci'nin çocukluğu gayet başarılı bir şekilde bizlere anlatılmış.  “Kim...

Hasan İzzettin Dinamo - Savaş ve Açlar kitap incelemem

​ Dinamo, bana kalırsa hem yaşadığı dönemde hem de günümüzde değeri bilinmeyen; daha fazla abartılması, daha fazla okunması gereken bir yazar. Yazarın en popüler ve en çok beğenilen eseri olan bu kitap, benim için unutulmaz bir tecrübe oldu. Yakın zamanda bu kadar duygu yükü fazla, insanın içini bu denli titreten başka bir kitap okuduğumu sanmıyorum. Savaş ve Açlar, sadece basit bir savaş dönemi anlatısı değil; kesinlikle çok iyi bir farkındalık romanı. Aynı zamanda savaş dönemlerinin çoğu zaman atlanan birçok unsuruna da doğrudan temas eden bir eser. Örneğin, kadınların ve çocukların bu dönemde yaşadıklarını, onların penceresinden bakabilmemiz için unutulmaz bir metin. Yine aynı şekilde, ülke savaş belasıyla uğraşırken insanların arka planda, ülkeye hiçbir faydası olmayacak şekilde yaptıkları şeyleri de bu kitapta açıkça görebiliyoruz. Biliyorsunuz, resmi tarih duygusuzdur. “Savaş başladı, şu kadar insan katıldı, şu kadar şehit verildi, şu kadar toprak kazanıldı, şu anlaşmalar yapıldı...

Irmak Zileli - Son Bakış İncelemem

​ Irmak Zileli ile ilk olarak son kitabı Şimdi Buradaydı sayesinde tanıştım. Bu kitap, son dönemde okuduğum edebi açıdan en güçlü eserlerden biriydi. Özellikle bilinç akışı tekniğiyle yazılmış metinlere duyduğum ilgi, beni Zileli’nin eserlerine biraz daha yaklaştırdı. Üç gün önce ise yazarın Son Bakış adlı kitabına, Ahmet Mümtaz Taylan seslendirmesi eşliğinde başladım. Öncelikle belirtmeliyim ki, Ahmet Mümtaz Taylan’ın seslendirmesiyle birlikte kitap çok daha bütüncül bir anlam kazanmış ve benim için son derece tatmin edici bir deneyime dönüşmüştür. Kitap, ilk bakışta bir ölüm meselesini konu alıyor gibi görünse de, çok yönlü değerlendirilmesi gereken; özellikle “bakış” kavramı üzerine yeni perspektifler sunan özgün bir romandır. Bana kalırsa kitabın en büyük başarısı, bakma eylemini yalnızca görsel bir çerçevede ele almaması; aynı zamanda toplumsal, varoluşsal ve ahlaki açılardan da irdelemesidir. Bu yönüyle romanın, “bakış” üzerine kurulu bir misyon taşıdığı da söylenebilir. Kitabın ...

Mahir Ünsal Eriş - Sarıyaz İncelemem

​ Sarıyaz adlı öykü kitabını okuduğumda zihnimde ilk beliren duygu, böylesine güçlü bir öykü yazarını geç keşfetmiş olmanın yarattığı içsel bir hayıflanma oldu. Kitap ilk bakışta bir öykü derlemesi gibi görünse de, dikkatli bir okur bu kitabın yalnızca sekiz ayrı hikâyeden oluşan bir toplam olmadığını hemen fark eder. Eser; ortak bir atmosfer, zaman duygusu, coğrafya ve daha da önemlisi ortak bir titreşim etrafında kurulmuş, neredeyse roman bütünlüğüne yaklaşan bir anlatı evreni sunar. Bu yönüyle Sarıyaz kitabı, depremi bir olay olarak değil, bir varoluş hâli olarak ele alan son derece bilinçli ve incelikli bir yapı kurar. Ülkemizin deprem gerçeği düşünüldüğünde, kitap aynı zamanda toplumsal hafızamıza ve gerçekliğimize ayna tutan özel bir eser hâline de gelir. Kitabın adı da olan ve merkezine kitabın yerleşen “sarıyaz” kavramı, yalnızca meteorolojik ve mevsimsel bir geçişi ifade etmez; aksine sıcak ama acı bir ton taşımak için bilinçli kullanılmıştır. Okura bir yandan tanıdıklık, yakı...

Marc Levy - Birbirimize Söylemediğimiz Onca Şey incelemem

​ Marc Levy, 1963 doğumlu ve Fransa’nın yaşayan en popüler yazarlarından biri. Türkiye’de milyonlarca okunan Grange ile karşılaştırıldığında, Levy’nin kendi ülkesinde çok daha geniş bir hayran kitlesine sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Birçok kitabı, aralarında Jean Reno gibi önemli oyuncuların da bulunduğu film ve dizi uyarlamalarıyla beyaz perdeye taşındı.  Levy’nin yaşamı, romanlarının tematik derinliğine doğrudan yansır: İnsan ilişkilerindeki kırılganlık, kayıp, özlem ve geçmişin gölgesinde yaşanan pişmanlıklar, eserlerinin merkezinde yer alır. 7 Nisan’da gerçekleştirilecek olan bidünyakitapgrubu okur-yazar söyleşilerinden birini bu yaşayan efsane Fransız yazarla yapacak olmanın gururunu grubumuz adına büyük bir heyecanla yaşıyorum. İlk romanı Keşke Gerçek Olsa ile büyük bir başarı elde eden Levy, eserleriyle dünya çapında otuz dile çevrildi. Romanlarında genellikle aşk, macera, fantezi ve psikolojik derinlikleri ustaca birleştirir; sıradan hayatların içindeki olağanüs...

Gülseren Budayıcıoğlu - Kral Kaybederse İncelemem

​ Kral Kaybederse romanında Gülseren Budayıcıoğlu, psikolojinin en karanlık ve çözülmesi zor, hatta kimi zaman tahammül edilmesi güç alanlarından biri olan narsizm ve ilişki bağımlılığı üzerine yoğunlaşarak bana kalırsa ders çıkarma niteliği de taşıyan, kusursuza yakın bir roman ortaya koymuştur. Roman, ana karakter Kenan’ın kendisini bir “kral” gibi yaşadığı hayatını, içsel dönüşümünü ve adım adım ilerleyen çöküşünü okura aktarır. Yazarın bir psikiyatrist olması ve kitapta anlatılan olayların büyük ölçüde gerçek kişiler ve gerçek vakalardan ilham alması eseri özel kılan en önemli unsurlardan biridir. Bu nedenle roman, sıradan narsizm temalı anlatıların ötesinde, psikolojik açıdan daha derin ve ayrıcalıklı bir yerde durur. Okur yalnızca bir hayat hikâyesi okumaz; aynı zamanda insan karakterinin nasıl şekillendiğini, çocukluk travmalarının yetişkinlik hayatını nasıl belirlediğini ve ilişkilerdeki bağımlılık döngülerinin nasıl oluştuğunu da görür. Romanın merkezindeki Kenan karakteri son...