Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Başak Sayan - Nigahtar Kitabı İncelemem

​ Başak Sayan’ın Nigâhdar’ı; tarih, tasavvuf, polisiye, gizem ve bilimi aynı kurgu evreninde buluşturan oldukça iddialı bir roman. Böylesine farklı alanları tek bir hikâyenin içinde bir araya getirmek hem kapsamlı bir araştırma, hem de güçlü bir kurgu mühendisliği gerektiriyor. Romanı benim için değerli kılan ilk unsur da bu cesareti ve okurlarda uyandırdığı araştırma isteği oldu. Eser, ilk bakışta Haydar Doğaner’in öldürülmesiyle başlayan bir cinayet soruşturması görünümünde. Fakat sayfalar ilerledikçe asıl meselenin katilin kim olduğundan çok, insanın hakikat karşısındaki konumu olduğu anlaşılıyor. Cinayet, şifreler, kayıp risaleler ve karanlık yapılanmalar romanın görünen yüzünü; inanç, benlik, ölüm, kader ve varoluş sorgulamaları ise derindeki asıl hikâyeyi meydana getiriyor. Kitapta en beğendiğim unsurlardan biri buydu. Çünkü sıradan bir cinayet hikâyesi gibi görünen bu eser; içerisinde birçok içsel sorgulama unsurunu ve soyut kavramı barındırarak merak, araştırma, gizem, tarih, d...
En son yayınlar

Gündüz Vassaf - Cehenneme Övgü İncelemem

​ Uzun zamandır bir kitaba bu kadar yüksek puan vermemiştim. Beni yalnızca düşündürmedi; kendi hayatımı, alışkanlıklarımı ve “özgürlük” kavramına bakışımı yeniden sorgulamama neden oldu. Gündüz Vassaf’ın Cehenneme Övgü adlı eseri benim için tam olarak böyle bir deneyimdi.  Kitaba geçmeden önce Gündüz Vassaf’tan kısaca söz etmek gerektiğini düşünüyorum. Vassaf yalnızca bir yazar değildir; aynı zamanda psikoloji eğitimi almış, tarih, edebiyat ve insan davranışları üzerine uzun yıllar çalışan önemli bir düşünce insanıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nde dünyaya gelen yazar, Türkiye’nin en köklü eğitim kurumlarından Robert Koleji’nden mezun olmuş, ardından psikoloji, tarih ve edebiyat alanlarında eğitimini sürdürmüştür. Onu farklı kılan ise psikolojiyi yalnızca bireyi anlamak için değil; tarihi, toplumu ve iktidar ilişkilerini çözümlemek için de kullanmasıdır. 12 Eylül sonrasında akademik çalışmalarını Boston’da sürdürmüş, özellikle insanın görünmeyen zihinsel prangaları üzerine yoğunl...

Behçet Yalın Özkara - Kalk Çalış Başarısız Ol Kitabı İncelemem

​ Behçet Yalın Özkara’yı son dönemde özellikle bilim merkezi kurulması amacıyla yürüttüğü bağış kampanyaları, izlenme gelirlerini bu projeye aktarması ve toplumsal fayda odaklı çalışmaları sayesinde eğlenceli youtube içerikleri ile sevdiğim bir isim. Bunun yanında anlatım tarzını son derece eğlenceli, samimi ve sempatik bulduğumu da söylemeden geçemeyeceğim. Bana kalırsa kendisi, Türkiye’nin en sempatik ve en keyifli anlatıma sahip profesörlerinden biri. Sabaha kadar dinlerim dersiniz ya, hah işte onlardan birisi.  Ben de birçok kişi gibi onu, torpil, liyakat ve dayıcılık kavramlarını ülkemizin gerçekleri üzerinden çarpıcı biçimde özetleyen meşhur “Babişko Asuman” hikâyesiyle tanıdım. Bu nedenle Kalk, Çalış, Başarısız Ol kitabına geçmeden önce şunu belirtmek gerekir ki; Özkara’nın akademik duruşu, geçmişte yaşadıkları, mesleki tecrübeleri ve olaylara çok yönlü bakabilme becerisi bilinmeden bu kitabı ne tam anlamıyla yorumlamak, ne değerlendirmek ne de hakkıyla incelemek mümkündür. ...

Bahar Eriş - Boyun Eğmeyen Kadınlar(Dahice Dedikodular) İncelemem

​ Bahar Eriş ve Boyun Eğmeyen Kadınlar, yazardan okuduğum ilk kitaptı. Kitaba genel olarak baktığımda, yalnızca güçlü ve başarılı kadınları anlatmaktan ziyade daha fazla görünmez bırakılmış deha kadınların hikâyelerine odaklandığını söyleyebilirim. Kitabın çıkış noktası oldukça çarpıcı bir sorgulamaya dayanıyor: “Deha” denildiğinde zihnimizde neden neredeyse hep erkek isimleri beliriyor? Erkek egemen altyapı ve tarihsel konjonktür düşünüldüğünde bu durum ilk bakışta normalmiş gibi görünse de, kitabı okudukça görünmez bırakılan ya da erkeklerden çok daha büyük başarılara imza atan kadınların hiç de azımsanmayacak kadar fazla olduğunu açıkça görebiliyoruz. Bu soru yalnızca dilimize değil; tarih yazımına, eğitim anlayışımıza ve kolektif hafızamıza yöneltilmiş güçlü bir itiraz niteliği de taşıyor. Bahar Eriş, yıllardır OT dergisinde kaleme aldığı yazıları bir araya getirirken aslında eksik bırakılmış bir tarihin boşluklarını doldurmaya çalışıyor. Ancak bu kitap, kadınları erkeklerle yarışt...

Carlos Maria Dominguez - Kağıt Ev İncelemem

Carlos María Domínguez’in Kâğıt Ev adlı novellası bana göre kısa ama oldukça etkileyici bir eser. İlk bakışta kısa bir polisiye gizem ya da bibliyofil bir adamın hikâyesi gibi görünse de satır aralarında kitap sevgisinin hangi noktada takıntıya dönüştüğünü, okumanın insanı nasıl özgürleştirirken aynı zamanda nasıl esir alabileceğini sorgulayan çok katmanlı bir anlatı sunuyor. 2002 yılında yayımlanmasına rağmen uzun yıllardır ilgi gören, 20’den fazla dile çevrilen bu eser; bana kalırsa okuması kolay olmayan, ancak barındırdığı gizem duygusu sayesinde bir o kadar da keyif veren başarılı bir novella. Carlos María Domínguez yalnızca bir romancı değildir; aynı zamanda gazeteci, araştırmacı, biyografi yazarı ve edebiyat eleştirmenidir. Eserlerinde sürekli olarak kitaplar, kütüphaneler, hafıza, kimlik, yalnızlık ve edebiyat tarihi karşımıza çıkar. Bu yönüyle Jorge Luis Borges’in kurduğu edebî geleneğin çağdaş temsilcilerinden biri olarak değerlendirilir. Borges’e duyduğu hayranlık, şu anda in...

Ahmet Şerif İzgören - At Şu Adımı kitabı incelemem

​ At Şu Adımı, Ahmet Şerif İzgören’in yalnızca bireysel başarıyı merkeze alan klasik kişisel gelişim anlayışının dışına çıkmaya çalıştığı; odağı bireyin kendisinden çok topluma çevirdiği bir eser. Emek, etik, toplumsal sorumluluk, iş kalitesi, ekip ruhu, üretim, eğitim ve iyilik gibi kavramlar üzerinden bireysel dönüşümün ancak toplumsal dönüşümle anlam kazanabileceğini savunuyor. Kitabı okurken özellikle Bi Dünya Kitap Grubu’nun yönetim anlayışında da uygulamayı düşündüğüm birçok not alma ihtiyacı hissettim. Eser, “Nasıl daha başarılı olabilirim?” sorusundan çok daha temel bir sorunun peşine düşüyor: “Nasıl toplum için daha yararlı, daha anlamlı, daha üretken ve daha uyumlu bir insan olabilirim?” İzgören’e göre insanın hayallerine yaklaşabilmesi; yalnızca motivasyonla değil, emek, bilgi, planlama, ekip çalışması, etik, tutku ve eylemin aynı çizgide buluşmasıyla mümkün olabilir. Bu açıdan bakıldığında kitabın adı da oldukça isabetli seçilmiş. Buradaki “adım”, yalnızca fiziksel bir hare...