Ana içeriğe atla

ANTONY QUINN'iN KARİYERİNİN YÜKSELİŞİ

La Strada'da Zampano
       Anthony Quinn, Oscar aldıkltan sonra birçok İtalyan filmde rol aldı.Ünlü Neo-Realist İtalyan yönetmen Federico Fellini'nin filmi La Strada'da Giulietta Masina ile birlikte oynamıştır.Aynı zamanda bu film Fellini'yi uluslararsı şöhrete kavuşturan da film olmuştur.Birçok filmde olduğu gibi Fellini bu filmde de eşi Giulietta Masina'ya rol vermiştir.İmdb'de en iyi 250 film arasında da vardır.Filmin Türkçe adlı Sonsuz Sokaklar'dır.Bazı ülkelerde The Road olarak ta bilinir.Bu filmde Quinn, dev bir cüsseye sahip yabani bir karakter olan Zampano'yu canlandırmaktadır. Quinn'in ölümünden birkaç yıl önce yaptığı bir röportajda peşin ödeme değil de kendisine hasılattan belirli bir pay verilmesini kabul etmiş ancak menajerinin zorlaması üzerine tekrar peşin ödemeye dönüldüğünü ifade etmiştir.Film, iyi bir gişe yaptığı için bu kararından dolayı Quinn, birkaç milyon dolar kaybetmiştir. 
       Kirk Douglas'ın başrollerinde oynadığı ressam Van Gogh'un biyografi filmi olan Lust for Life'de ise ikinci kez en iyi yardımcı erkek oyuncu Oscar'ını kazandı.Bu odül sahnede sadece 8 dakika yer aldığı için çok dikkat çekiciydi.
Lust for Life'de Paul Gaugain
      Ertesi yıl,Gheorge Cukor'un filmi Wild Is the Wind'de en iyi erkek oyuncu Oscar'ını kazandı.The Savage Innocents adlı 1959 yapımı filmde ise iki farklı kültür arasında kalan bir Eskimo karakteri olan Inuk olarak karşımıza çıkar.Bu film,daha sonra Bob Dylan'ın bir şarkısına ilham kaynağı olur.Bu şarkının adı Quinn the Eskimo(Mighty Quinn)'dur.Şarkıyı dinlemek için tıklayın.
Zorba the Greek'te Alexis Zorba
         Quinn artık dünyaca ünlü bir karakter oyuncusu olmaya başlamıştı ve olgunlaşmıştı.Saçlarına aklar düşmüş,uzun zamandır pürüzsüz olan esmer yüzü de yıpranmıştı.Ama vücut yapısı daha sağlam görünüyordu.1961 yılında Yunan direniş savaşcısı rolünde The Guns of Navarone adlı filmde,yaşlanan bir boksörün anlatıldığı Requiem for a Heavyweight adlı filmde,Bedevi bir şeyh olan Auda abi Tayi'nin anlatıldığı Lawrance of Arabia adlı filmlerde karşımıza çıktı.O yıllarda Par Lagerkvist'inde romanı olan Barbadas'ta başrol oynadı.
Secret of Santa Vittoria'da Bombolini
       Girit adasında çekilen Zorba the Greek adlı filmde en iyi erkek oyuncu Oscar'ını tekrar aldı.Bu filmde ona The Message adlı filmde de Hind rolünde oynayan Yunan oyuncu Irene Papas'ta eşlik etti.Türkiye'de bu film İyi Arkadaş adıyla gösterime girmiştir.Film 7 dalda Oscar'a aday olmuş ve bunların 3'ünü almıştır.1968 tarihinde 'Zorba' isimli bir müzikali de yapılmıştır.
       1969 yılına geldiğimizde Quinn, Amerikan romancı Robert Crichton'un yazdığı The Secret of Santa Vittoria'da güzel oyuncu Anna Magnani ile birlikte Belediye Başkanı Italo Bombolini rolünde oynamıştır.Türkiye'de bu film Kasabanın Sırrı olarak gösterime girmiştir. Quien Sera'nın şarkısı Mambo Sway'da filmde yer almıştır.Şarkıyı dinlemek için tıklayın.
                                                                                                                                                   

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Alex Schulman - Malma İstasyonu İncelemem

Alex Schulman şu an günümüz İsveç Edebiyatının en önemli 5 isminden birisi. Sadece yazar değil, gazeteci, blog yazarı ve televizyon ve radyo programcısı da aynı zamanda. Hatta kendi ülkesinde podcast dünyasında en tanınan isim. Babası TV yapımcısı ve gazeteci, annesi ise TV sunucusudur. Kariyerine film eleştirmeni olarak giriş yapmıştır. Daha sonra çevirmenlik ve köşe yazarlığı da yapmıştır. İsveç'in en önemli mizah sitesinin sahibidir. Podcastleri, İsveç Podcast Radyo Ödülleri En İyi Orijinal Kanal ve En İyi İsveç Kanalı ödüllerini kazanmıştır. 4 otobiyografik kitap yazmış ve hepsi de İsveç'te çok satanlar arasına girmiştir. 2020'de yayınlanan ilk romanı Hayatta Kalanlar ile Schulman, uluslararası ilk büyük çıkışını yapmıştır. Yayın hakları otuz üç ülkeye satılan ve dünya çapında büyük beğeni toplayan Hayatta Kalanlar, Alex Schulman'ı küresel sahnede dikkate alınması gereken bir edebi güç olarak konumlandırmıştır. Şu an incelemesini yaptığım kitabı ise şimdilik son kit...

Hakan Günday - Az İncelemem

​ Hakan Günday, her ne kadar kendisi bu kategori yazarı olduğunu kabul etmese de yeraltı edebiyatının ülkemizdeki en önemli figürlerinden biridir. Hakan Günday edebiyatı denildiğinde genellikle aklımıza sert, şiddetli ve karanlık bir anlatım gelir. Ancak bu kitapta, okuru şaşırtacak ölçüde bir yumuşaklık ve romantik tınılar vardır. Kitap, yazarın henüz 24 yaşındayken kaleme aldığı, kültleşmiş eseri Kinyas ve Kayra ile genel şablon itibarıyla benzerlik gösterir: Yine iki ana karakter, iki ayrı hayat… Derda ve Derdâ. Bu karakterlere ilişkin bir değerlendirme yapıldığında, genellikle yaşanan olayların ilerleyen süreçte travmatik bir altyapı oluşturmasına alışkınız. Oysa bu romandaki karakterlerin kurucu belleklerinde dahi olumsuz duygular zaten mevcuttur; • Derdâ’nın cinsel şiddet sonrası bedenini metalaştırması, travmanın dışsallaştırılmasıdır. • Derda’nın annesinin cesedini parçalaması ise travmanın içselleştirilmiş ve somutlaştırılmış hâlidir. Her iki karakter de “ölümle” büyür...

Şermin Yaşar - Altı Harfli Bir Tatlı İncelemem

​ Kitabın incelemesine, bunun Şermin Yaşar’dan okuduğum ilk kitap olduğunu belirterek başlamak istiyorum. Şermin Yaşar, özellikle hikâye ve çocuk kitapları bağlamında aklımda yer etmiş; Anne Müzesi ve Kelime Müzesi projelerini ise bir Ankara aşığı olarak son derece değerli ve anlamlı bulduğum, zihnimde nahif bir portre çizen bir yazar. Ayrıca oldukça popüler bir isim olmasına rağmen kalabalıklardan, televizyonlardan, programlardan ve söyleşilerden mümkün olduğunca uzak durması, onu benim için daha da merak edilir kılıyor. Kitap, daha ilk satırlardan itibaren nahif bir zihnin ürünü olduğunu hissettiriyor. Roman dünyasında sıkça ele alınan aile temasını, çok farklı bir pencereden ele alıyor. Dramatik bir anlatıdan ziyade, daha iç burkan, daha sessiz ama bir o kadar da sarsıcı bir meseleyi irdeliyor. Son dönem romanlarda özellikle hoşuma giden bir bakış açısını burada da görmek mümkün: Yüksek sesle bağırmayan, acısını içine atan, sessiz kalan ama hakkını da aramaktan vazgeçmeyen kadınları...