Ana içeriğe atla

ANTHONY QUINN'iN HAYATININ SON DÖNEMLERİ

Herkül dizisinde Zeus rolünde
       1983 senesine geldiğimizde Quinn, onun en ünlü rolü olan Zorba karakterini sahnede 362 kere Zorba the Grekk film müzikali altında oynamıştır.Bu performansları New York'ta Broadway'de ve Washington'da Kennedy Center'da sergilemiştir.
Quinn ve 2.eşi J.Addolori
       90'lı yıllara geldiğimizde ise Quinn'in film hayatı yavaşlamaya başlamıştır.Ama yinede elinden geldiği kadarıyla istikrarlı bir şekilde film yapmaya devam etmiştir.1990'da Revenge'de,1991'de Jungle Fever'de,1993'te Last Action Hero'da,1995'te The Walk in The Clouds'ta,1996'da Seven Servants filmleriyle karşımıza çıkan Quinn, 1994 senesinde ise Türkiye'de de Kanal D'de yayınlanan Herkül(Herculles: The Legendary Journeys) dizisinde Zeus karakterini oynadı.(Aslında, bu role daha sonraki zamanda devam etmemiş,yeri başka oyuncular tarafından doldurulmuştur.)
Quinn ve 3.eşi K.Benvin
       Quinn, Dellacroce rolüyle de Altın Küre'ye aday gösterilmiştir.Anılarını 1972'de The Original Sin ve 1996'da One Man Tango adındaki kitaplarıyla yayınlamıştır.Ama yayınlanmamış birçok anıları evinde bir köşede durmaktadır.Rodos'ta Quinn büyük bir arazi satın almış ama daha sonradan bu arazi iade edilmiştir.
       Katherine DeMille'yi İtalyan Kostüm Tasarımcısı Jolando Addolori ile aldatan Quinn, daha sonra Addolori ile 1966'da evlenir.Francesco,Danny ve Lorenzo adında 3 tane çocukları olur.Francesco ve Lorenzo Quinn halen oyunculuğa devam etmektedirler.Bu evlilik 1997 senesine kadar devam eder.Daha sonra sekreterliğini de yapan Katherine Benvin ile evlenir.Evlenmeden önce sahip oldukları Antonia ve Ryan Nicholas adında iki çocukları vardır.Bu evlilik ölene kadar devam etmiştir. New York'lu ünlü mafya patronu Frank Castello ve diğer Genovese gangsterlerle yakın ilişkileri vardır.
Zorba the Greek heykeli - Chihuahua
      Hayatının son dönemlerini Quinn, Bristol'de geçirmiştir. Pnomöni ve Solunum yetmezliği olan Quinn, son filmi Avenging Angelo filminide bitirdikten sonra 86 yaşında Boston'da gırtlak kanseri hastalığından dolayı ölür.Cenazesi Amerika'da First Baptist Kilisesinde yapılır.Şu anda Bristol'deki aile mezarlığında yatmaktadır.
      Meksika'nın Chihuahua kentinde Anthony Quinn'in Zorba the Greek filminde dans ederken ki halinin bir heykeli bulunmaktadır.Doğu Los Angeles'ta bir kütüphane Anthony Quinn onuruna değiştirilmiştir.Şu anda ailesinin eski evinin olduğu yerdedir. 

Yorumlar

  1. Süper bir çalışma....

    YanıtlaSil
  2. Böyle ünlü bir sanatçıyı bizlere tanıttığın için teşekkürler...

    YanıtlaSil
  3. Teşekkürler dostum. Güzel bir çalışma olmuş. Çalışmalarında kolaylıklar ve başarılar dilerim.

    YanıtlaSil
  4. hayırlı olsun adamım çok güzel olmuş başarılar dilerim

    YanıtlaSil
  5. quin gibi ünü dünyaları aşmış bir kişi ile ilgili bilgileri bizlerle paylaşmana sevindim. Tşk.ler....

    YanıtlaSil
  6. çok begendimmm

    YanıtlaSil
  7. quin; önemli bir isim. Bilgileriniz için teşekkürler...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Alex Schulman - Malma İstasyonu İncelemem

Alex Schulman şu an günümüz İsveç Edebiyatının en önemli 5 isminden birisi. Sadece yazar değil, gazeteci, blog yazarı ve televizyon ve radyo programcısı da aynı zamanda. Hatta kendi ülkesinde podcast dünyasında en tanınan isim. Babası TV yapımcısı ve gazeteci, annesi ise TV sunucusudur. Kariyerine film eleştirmeni olarak giriş yapmıştır. Daha sonra çevirmenlik ve köşe yazarlığı da yapmıştır. İsveç'in en önemli mizah sitesinin sahibidir. Podcastleri, İsveç Podcast Radyo Ödülleri En İyi Orijinal Kanal ve En İyi İsveç Kanalı ödüllerini kazanmıştır. 4 otobiyografik kitap yazmış ve hepsi de İsveç'te çok satanlar arasına girmiştir. 2020'de yayınlanan ilk romanı Hayatta Kalanlar ile Schulman, uluslararası ilk büyük çıkışını yapmıştır. Yayın hakları otuz üç ülkeye satılan ve dünya çapında büyük beğeni toplayan Hayatta Kalanlar, Alex Schulman'ı küresel sahnede dikkate alınması gereken bir edebi güç olarak konumlandırmıştır. Şu an incelemesini yaptığım kitabı ise şimdilik son kit...

Hakan Günday - Az İncelemem

​ Hakan Günday, her ne kadar kendisi bu kategori yazarı olduğunu kabul etmese de yeraltı edebiyatının ülkemizdeki en önemli figürlerinden biridir. Hakan Günday edebiyatı denildiğinde genellikle aklımıza sert, şiddetli ve karanlık bir anlatım gelir. Ancak bu kitapta, okuru şaşırtacak ölçüde bir yumuşaklık ve romantik tınılar vardır. Kitap, yazarın henüz 24 yaşındayken kaleme aldığı, kültleşmiş eseri Kinyas ve Kayra ile genel şablon itibarıyla benzerlik gösterir: Yine iki ana karakter, iki ayrı hayat… Derda ve Derdâ. Bu karakterlere ilişkin bir değerlendirme yapıldığında, genellikle yaşanan olayların ilerleyen süreçte travmatik bir altyapı oluşturmasına alışkınız. Oysa bu romandaki karakterlerin kurucu belleklerinde dahi olumsuz duygular zaten mevcuttur; • Derdâ’nın cinsel şiddet sonrası bedenini metalaştırması, travmanın dışsallaştırılmasıdır. • Derda’nın annesinin cesedini parçalaması ise travmanın içselleştirilmiş ve somutlaştırılmış hâlidir. Her iki karakter de “ölümle” büyür...

Şermin Yaşar - Altı Harfli Bir Tatlı İncelemem

​ Kitabın incelemesine, bunun Şermin Yaşar’dan okuduğum ilk kitap olduğunu belirterek başlamak istiyorum. Şermin Yaşar, özellikle hikâye ve çocuk kitapları bağlamında aklımda yer etmiş; Anne Müzesi ve Kelime Müzesi projelerini ise bir Ankara aşığı olarak son derece değerli ve anlamlı bulduğum, zihnimde nahif bir portre çizen bir yazar. Ayrıca oldukça popüler bir isim olmasına rağmen kalabalıklardan, televizyonlardan, programlardan ve söyleşilerden mümkün olduğunca uzak durması, onu benim için daha da merak edilir kılıyor. Kitap, daha ilk satırlardan itibaren nahif bir zihnin ürünü olduğunu hissettiriyor. Roman dünyasında sıkça ele alınan aile temasını, çok farklı bir pencereden ele alıyor. Dramatik bir anlatıdan ziyade, daha iç burkan, daha sessiz ama bir o kadar da sarsıcı bir meseleyi irdeliyor. Son dönem romanlarda özellikle hoşuma giden bir bakış açısını burada da görmek mümkün: Yüksek sesle bağırmayan, acısını içine atan, sessiz kalan ama hakkını da aramaktan vazgeçmeyen kadınları...